"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 57'si tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 89. duruşmasında, tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam ediliyor.İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda görülen duruşmaya, tutuklanmasının ardından İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu, farklı bir salonda görülen "casusluk" davasının ardından katıldı.Tutuksuz sanık iş insanı Remzi Baka savunmasında, daha önceki ifadelerini tekrar ettiğini söyledi.Baka, Cumhuriyet savcısının, "Savcılıkta birtakım beyanlarda bulunmuşsunuz.
Onlarla ilgili sorular soracağım. Bu Adem Soytekin'in şirketine verilen çek meselesi var, 5 milyon lira civarı. Bu nedir?" sorusuna "Kreş yapımı için verdik." yanıtını verdi.Savcının "Kreş yapımını sizden kim istedi?" sorusunu ise Baka, "İbrahim Bülbüllü.
İstanbul Büyükşehir Belediyesinde başkan danışmanı olarak çalışıyordu." şeklinde yanıtladı.Baka, savcının "Peki bu çek, kreş neye karşılık yaptınız? Niye talep edildi sizden? ifadenizde demişsiniz.
Doğru mu?" sorularına da "Biz iş yapıyorduk Büyükşehir Belediyesinde. O dönem yardım maksatlı yaptık. İfadem doğru." cevabını verdi.Savcının, "Yine beyanlarınızın devamında İbrahim Bülbüllü'den bahsetmişsiniz birden fazla yerde.
İbrahim Bülbüllü'ye verilen bir para söz konusu, 380 milyon lira. Bu süreç nasıl gerçekleşti, neye karşılık verildi, hangi şartlarda alındı?" sorusunu ise Baka, "Savcılık ifademde detaylıca vermiştim, o tarihte yaptığımız işler için. İhaleler vardı, bunlarla ilgili.
İbrahim Bülbüllü 2021 Haziran ayında arayıp Florya'daki başkanın konutuna çağırdı. Alınan ihalelerle ilgili bir durum olduğunu konuşalım demişlerdi. Çağırdı, ben de gittim." şeklinde yanıtladı.Sanık Baka, savcının "Bu talepler kim adına yapıldı İbrahim Bülbüllü tarafından?" sorusuna karşılık, "Üst yönetim adına talep edilmişti.
Yani üst yönetimden kasıt Belediye Başkanıdır, yöneticiler olabilir. Üst yönetim demişti." dedi.Savcının, "Bu parayı hangi şekilde verdiniz 380 milyon lirayı? Kübist'te mi verdiniz, ifadeniz öyle çünkü." sorusunu sorması üzerine Baka, doğru olduğunu söyledi."Başkan danışmanı olarak bildiğim için fikir alışverişinde bulunmuştum"Cumhuriyet savcısı, "Yine bu Cafer Mahiroğlu, Aziz İhsan Aktaş ve Yusuf Yadoğlu hakkındaki açıklamalarınız var.
Bir garaj devri süreci galiba söz konusu olmuş. Oradan bir baskı tarzında onların talepleri gelmiş, bunu açar mısınız?" diye sordu.Sanık Baka da soruya şu yanıtı verdi: "Biz ihaleye girmiştik. Yusuf'un şirketi de girmişti.
Bu dönem ihaleyi biz kazanmıştık. Bu garajlar devrediliyor, devrediliyor derken yapan firma işi bittiğinde çıkar, yeni firma gelir çalışmaya başlar. İş devri söz konusu değildi orada.
Bu dönem tam aklımda değil ama baskı, Cafer Mahiroğlu ve Yusuf tarafından işi devam ettirmek istedikleri şeklindeydi." diye konuştu.Cumhuriyet savcısının, "YST'nin aldığı ihaleye itiraz edince Cafer Mahiroğlu beni aradı, Yeşilköy'deki Polat Otel'e çağırdı. Bana 'İhaleyi aldık, itiraz etme.' dedi. Sürekli siyasi nüfuzundan bahsediyordu, teklifini kabul etmedim.' şeklinde verdiği beyanı hatırlatarak, "Bu nasıl bir siyasi nüfuz, neden bahsetti orada?" sorusunu sorduğu sanık Baka, "Büyük ihtimal yine bakım onarım hizmet ihalesidir.
Çünkü kendilerinin değil de Yusuf Ziya Doğan'ın şirketinin girdiği ihale. Maksat, 'Hani biz de bu işi yapıyoruz, bir sürü etkinliğimiz var.' şeklinde baskı yapmaktı aslında ama biz çok umursamadık." cevabını verdi.Sanık Baka, savcının Fatih Keleş'le ilgili sorularına da şu şekilde cevap verdi: "Genelde biz İbrahim Bülbüllü ile görüşürdük.
Bir sefer yine ödemeler aksamıştı bayağı. O zaman Fatih Keleş ile bir görüşmemiz olmuştu. İbrahim Bey yönlendirmişti o zaman, bizim yapılan ödemelerin durumuyla ilgili (Fatih Keleş ile Florya Başkanlık Konutunda görüşmesi).
O dönem belediyenin ekonomik durumları hakkında bilgi aldık yani. Teknik olarak değil ama başkan danışmanı olarak bildiğim için fikir alışverişinde bulunmuştum.""95 bin 360 lira ödedim buna karşılık herhangi bir ürün veya hizmet almadım"Tutuksuz sanık reklam şirketi sahibi Özcan Demirci de savunmasında, şirketini 23 Aralık 2023'te alacakları, borçları, devam eden işleri ve ticari ilişkileriyle birlikte devraldığını söyledi.İBB iştirakleriyle yaptıkları işlerin bedelini sözleşmelerde yazan tarihlerde tahsil etmekte zorlandıklarını belirten Demirci, "Bu nedenle Kültür AŞ'nin finans birimiyle sık sık görüşülürdü.
Görüştüğüm tek bir kişi olmazdı, o sırada kim görevliyse o kişiyle konuşulurdu. Ağustos 2024 sonlarına doğru Emrah Bağdatlı isimli kişi benimle iletişime geçti. Gönderilecek faturayı ödersem hak edişlerimizi hızlandırabileceğini söyledi.
Arayanlardan adını Çiğdem olarak bildiğim bir kadın muhasebeden aradığını söyledi." ifadelerini kullandı.Demirci, telefon görüşmelerinden sonra şirketine B. adına düzenlenmiş fatura yönlendirildiğini, bu fatura karşılığında şirketine hiçbir malın teslim edilmediğini ve hiçbir hizmetin verilmediğini anlatarak, şu beyanda bulundu: "Ben ödemeyi hukuka aykırı bir iş yaptırmak için değil, daha önce yapıp teslim ettiğim işlerden doğan kendi alacağımı tahsil edebilmek için yaptım.
27 Eylül 2024'te ilk 50 bin liralık ödemeyi yaptığım sırada cari kayıtlara göre Kültür AŞ'den 7 milyon alacağım görünüyordu. Tedarikçi ve çalışan ödemelerim devam ederken bu kadar yüksek bir alacağın ne zaman ödeneceğini bilmiyordum. İstenen 50 bin liranın bekleyen alacağımın yanında düşük kaldığını düşündüm ve alacaklarımı riske etmemek için ödemeyi yaptım.
İlk ödemeden sonra, üç farklı tarihte hesaba Kültür AŞ'den toplam 7 milyon lira geldi."Bu nedenle yapılan yönlendirmenin gerçekten ödemeleri hızlandırdığını düşündüğünü ve buna inandığını dile getiren Demirci, "12 Kasım 2024'te üçüncü ödeme istendiğinde Kültür AŞ'den yaklaşık 8 milyon alacağım vardı. Bu hak edişin bir kısmı yeni tarihli faturalardan kaynaklanıyordu." dedi.Daha önce yaşadığı gecikmeler nedeniyle bu alacakların da ödenmemesinden veya geç ödenmesinden korktuğunu söyleyen Demirci, ilk ödemeden sonra tahsilat yapılmış olmasını da görerek 45 bin 360 liralık ikinci ödemeyi de yaptığını, daha sonra iki farklı tarihte olmak üzere alacaklarının bir kısmının yine ödendiğini kaydetti.Sanık Demirci, savunmasında şunları söyledi: "Ben özetle toplam 95 bin 360 lira ödedim.
Buna karşılık herhangi bir ürün veya hizmet almadım. Bunun aksini iddia eden varsa bunları bana hangi kargoyla gönderdiklerini, sevk irsaliyesini ya da hangi çalışanın teslim aldığına dair teslim tutanağını sunsun. Ben, bana teslim edilen bir ürün olmadığı için maalesef herhangi bir belge sunamıyorum.
Bu paranın daha sonra kime veya hangi amaçla aktarıldığını bilmiyorum. Ben zaten hak etmiş olduğum bir parayı almaya çalışırken kendimi bu ödemeleri yapmak zorunda hissettim."Ticaret yapmaya çalışırken yaptığı işlerin bedelini zamanında alamadığı için mağdur olduğunu ve herhangi bir suç kastıyla hareket etmediğini savunan Demirci, hakkındaki suçlamaları reddetti.Duruşmaya ara verildi.



